"keenest" in Turkish
Definition
'Keenest', birinin ilgisinin, farkındalığının ya da yeteneğinin en yüksek, en yoğun ve en keskin olduğu durumu anlatır. Genellikle kıyaslamalarda kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
İkiden fazla kişi ya da şey arasında karşılaştırma yaparken tercih edilir. Örnek kalıplar: 'keenest interest', 'keenest sense'. Resmi/durağan dildir, gündelik dilde 'most keen' de kullanılır.
Examples
She has the keenest sense of smell in the family.
Ailesindeki **en keskin** koku alma duyusuna o sahip.
Of all the students, Mark showed the keenest interest in science.
Tüm öğrenciler arasında, Mark bilime **en ilgili** olan kişiydi.
My dog is the keenest at finding hidden things.
Köpeğim gizli şeyleri bulmada **en keskin** olanıdır.
Out of all the applicants, she had the keenest eye for detail.
Tüm adaylar arasında, o detaylara karşı **en keskin** göze sahipti.
He’s always the keenest to volunteer whenever there’s a new project.
Yeni bir proje olunca hep **en hevesli** gönüllü olur.
That was the keenest competition I’ve ever seen—the energy was incredible!
Bu, şimdiye kadar gördüğüm **en çekişmeli** yarışmaydı—enerji harikaydı!