"jeopardizes" in Turkish
Definition
Bir şeyi veya kişiyi zarar, kayıp ya da başarısızlık riskiyle karşı karşıya bırakmak.
Usage Notes (Turkish)
'put at risk'ten daha resmi bir ifadedir, genellikle yasal, iş veya politika bağlamında kullanılır. 'ilişki', 'kariyer', 'gelecek', 'güvenlik' gibi kelimelerle sık kullanılır.
Examples
Smoking inside jeopardizes everyone's health.
İçeride sigara içmek herkesin sağlığını **tehlikeye atar**.
Speeding jeopardizes your safety on the road.
Hız yapmak yolda güvenliğinizi **tehlikeye atar**.
Not wearing a helmet jeopardizes your life.
Kask takmamak hayatınızı **tehlikeye atar**.
Don't share your password online—it jeopardizes your account security.
Şifrenizi internetten paylaşmayın—bu, hesabınızın güvenliğini **tehlikeye atar**.
She knows that missing class jeopardizes her chances of passing.
Dersleri kaçırmanın geçme şansını **tehlikeye attığını** biliyor.
Expensive mistakes like this jeopardize the entire project.
Bu tür pahalı hatalar tüm projeyi **tehlikeye atar**.