"irreconcilable" in Turkish
Definition
Birbirine uydurulamaz veya çözüme kavuşturulamaz olan; çözülmesi imkansız fark veya çatışmayı ifade eder.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok resmi bağlamlarda ve 'differences' (farklılıklar) veya 'conflicts' (çatışmalar) ile birlikte, kalıcı uyuşmazlık vurgusu yapmak için kullanılır.
Examples
They had irreconcilable differences and decided to separate.
Aralarında **uzlaştırılamaz** farklılıklar vardı ve ayrılmaya karar verdiler.
Some beliefs are simply irreconcilable.
Bazı inançlar basitçe **uzlaştırılamaz**.
Their goals seemed irreconcilable from the start.
Hedefleri baştan itibaren **uzlaştırılamaz** görünüyordu.
The two sides have irreconcilable visions for the future, so compromise is impossible.
İki tarafın gelecek için **uzlaştırılamaz** vizyonları var bu yüzden uzlaşma imkansız.
After years of arguing, it was clear their differences were irreconcilable.
Yıllarca tartıştıktan sonra farklılıklarının **uzlaştırılamaz** olduğu ortaya çıktı.
What started as a small misunderstanding turned into an irreconcilable conflict.
Küçük bir yanlış anlamayla başlayan şey, **uzlaştırılamaz** bir çatışmaya dönüştü.