Type any word!

"intertwined" in Turkish

iç içe geçmişbirbirine geçmiş

Definition

İki veya daha fazla şeyin fiziksel olarak birbirine dolanması ya da soyut olarak sıkı şekilde bağlantılı olması durumunu ifade eder.

Usage Notes (Turkish)

Hem fiziksel (ör. 'birbirine geçmiş eller') hem de soyut (ör. 'iç içe geçmiş hayatlar') bağlamlarda kullanılabilir. Gevşek bağlantılar için uygun değildir.

Examples

Their hands were intertwined as they walked.

Yürürlerken elleri **iç içe geçmişti**.

The vines grew and became intertwined around the tree.

Sarmaşıklar büyüyüp ağacın etrafına **iç içe geçmişti**.

Their lives are deeply intertwined.

Hayatları derin bir şekilde **iç içe geçmiş**.

History and culture in this country are intertwined in fascinating ways.

Bu ülkede tarih ve kültür büyüleyici şekillerde **iç içe geçmiş**.

After years of working together, their careers became intertwined.

Yıllarca birlikte çalıştıktan sonra kariyerleri **birbirine geçmiş** oldu.

Those two topics are so intertwined that you can’t talk about one without the other.

O iki konu o kadar **iç içe geçmiş** ki birini diğeri olmadan konuşamazsın.