"insuperable" in Turkish
Definition
Aşılması veya üstesinden gelinmesi imkânsız olan; çözümü çok zor veya olanaksız sorun ya da engel.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle resmî veya edebî dille, çok büyük ve aşılamaz görülen engeller ya da sorunlar için kullanılır. Küçük meseleler için uygun değildir. 'insurmountable' ile benzerdir ama daha az yaygındır.
Examples
The mountain seemed insuperable to the tired hikers.
Dağ, yorgun dağcılar için **aşılmaz** görünüyordu.
For many, learning a new language feels insuperable at first.
Birçok kişi için, yeni bir dil öğrenmek başta **aşılmaz** gelir.
The team faced an insuperable obstacle in the competition.
Takım yarışmada **aşılmaz** bir engelle karşılaştı.
Sometimes, life throws insuperable problems your way, and you just have to keep going.
Bazen hayat karşımıza **aşılmaz** sorunlar çıkartır, yine de devam etmemiz gerekir.
Her ambition was so strong that even insuperable odds couldn't stop her.
Onun hırsı öyle büyüktü ki, **aşılmaz** zorluklara rağmen durmadı.
It felt like an insuperable task, but together we pulled it off.
Bu, **aşılmaz** bir görev gibi gelmişti ama birlikte başardık.