Type any word!

"inopportune" in Turkish

zamansızuygunsuz (zaman)

Definition

Bir olayın ya da durumun uygun veya elverişli olmayan, yanlış bir zamanda meydana gelmesi.

Usage Notes (Turkish)

Resmi bir kelimedir; genellikle 'moment', 'time', ya da 'visit' ile kullanılır. İnsanlar için değil, durumlar veya olaylar için kullanılır.

Examples

He called at an inopportune moment.

O, **zamansız** bir anda aradı.

The rain started at an inopportune time.

Yağmur **zamansız** bir zamanda başladı.

Her visit was inopportune because I was busy.

Onun ziyareti, meşgul olduğum için **uygunsuz (zaman)** oldu.

That was a really inopportune question to ask during the meeting.

O soru toplantı sırasında gerçekten **uygunsuz (zaman)** bir soruydu.

My computer crashed at the most inopportune moment.

Bilgisayarım en **zamansız** anda çöktü.

Sorry to call at such an inopportune time, but I need your help.

Böyle **zamansız** bir zamanda aradığım için özür dilerim, ama yardıma ihtiyacım var.