"inopportune" in Turkish
Definition
Bir olayın ya da durumun uygun veya elverişli olmayan, yanlış bir zamanda meydana gelmesi.
Usage Notes (Turkish)
Resmi bir kelimedir; genellikle 'moment', 'time', ya da 'visit' ile kullanılır. İnsanlar için değil, durumlar veya olaylar için kullanılır.
Examples
He called at an inopportune moment.
O, **zamansız** bir anda aradı.
The rain started at an inopportune time.
Yağmur **zamansız** bir zamanda başladı.
Her visit was inopportune because I was busy.
Onun ziyareti, meşgul olduğum için **uygunsuz (zaman)** oldu.
That was a really inopportune question to ask during the meeting.
O soru toplantı sırasında gerçekten **uygunsuz (zaman)** bir soruydu.
My computer crashed at the most inopportune moment.
Bilgisayarım en **zamansız** anda çöktü.
Sorry to call at such an inopportune time, but I need your help.
Böyle **zamansız** bir zamanda aradığım için özür dilerim, ama yardıma ihtiyacım var.