"incumbent" in Turkish
Definition
‘Görevdeki’, özellikle siyasette veya resmi bir pozisyonda olan kişiyi ifade eder. Ayrıca yapılması zorunlu olan bir sorumluluk anlamında da kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Resmi ve politik kullanımlarda yaygındır ('görevdeki başkan'). Sorumluluk anlamında da ''it is incumbent upon...'' ifadesinde kullanılır.
Examples
The incumbent mayor will run for re-election.
**Görevdeki** belediye başkanı yeniden aday olacak.
It is incumbent upon all employees to follow the rules.
Tüm çalışanların kurallara uyması **yükümlüdür**.
The incumbent has held the position for four years.
**Görevdeki** kişi bu pozisyonda dört yıldır bulunuyor.
The debate was tense between the incumbent and his challenger.
**Görevdeki** ile rakibi arasındaki tartışma gergindi.
It’s incumbent on parents to set a good example for their children.
Ebeveynlerin çocuklarına iyi örnek olması **yükümlüdür**.
The company fired the incumbent after discovering financial issues.
Şirket, mali sorunları fark edince **görevdeki** kişiyi işten çıkardı.