Type any word!

"incarcerating" in Turkish

hapsedilmektutuklamak

Definition

Birini ceza olarak hapse atmak ya da özgürlüğünü kısıtlamak.

Usage Notes (Turkish)

Resmî ve hukuki ortamlarda kullanılır. Günlük konuşmada kullanılmaz; yerine 'tutuklamak' veya 'cezaevine atmak' daha yaygındır.

Examples

The police are incarcerating the suspect tonight.

Polis bu gece şüpheliyi **hapsediyor**.

The judge is incarcerating those who break the law.

Hakim, kanunu çiğneyenleri **hapsediyor**.

They are incarcerating dangerous criminals to protect the public.

Toplumu korumak için tehlikeli suçluları **hapsediyorlar**.

Many argue that incarcerating non-violent offenders does not solve underlying issues.

Birçok kişi, şiddet içermeyen suçluları **hapsedmenin** temel sorunları çözmediğini savunuyor.

He's criticized for incarcerating so many people for minor offenses.

Küçük suçlardan dolayı bu kadar çok insanı **hapsedildiği** için eleştiriliyor.

Instead of incarcerating youth, some support rehabilitation programs.

Bazıları, gençleri **hapsetmek** yerine rehabilitasyon programlarını destekliyor.