Type any word!

"incarcerate" in Turkish

hapsetmek

Definition

Birini yasal ceza olarak hapishaneye koymak.

Usage Notes (Turkish)

Genellikle resmi veya hukuki bağlamlarda kullanılır; gündelik konuşmada tercih edilmez.

Examples

The judge decided to incarcerate the criminal for ten years.

Yargıç, suçluyu on yıl **hapsetmeye** karar verdi.

They plan to incarcerate anyone who breaks the law.

Kanunu çiğneyen herkesi **hapsetmeyi** planlıyorlar.

It is wrong to incarcerate innocent people.

Masum insanları **hapsetmek** yanlıştır.

The new law aims to incarcerate repeat offenders for longer periods.

Yeni yasa, suçları tekrarlayanları daha uzun süre **hapsetmeyi** amaçlıyor.

Some activists argue it's better to rehabilitate than to incarcerate.

Bazı aktivistler, **hapsetmek**tense rehabilite etmenin daha iyi olduğunu savunuyor.

He was incarcerated for a crime he didn't commit, and later released.

O, işlemediği bir suç için **hapsedildi** ve daha sonra serbest bırakıldı.