"imprison in" in Turkish
Definition
Birini veya bir şeyi bir yerde tutmak ya da sınırlandırmak anlamına gelir. Aynı zamanda bir duruma ya da duyguya hapsolmayı da ifade edebilir.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle edebi veya resmi bir dille kullanılır; hem fiziksel hem de zihinsel tutsaklık bildirebilir. Sıklıkla edilgen ('hapsedilmiş') biçimlerde görülür.
Examples
The criminals were imprisoned in a high-security jail.
Suçlular yüksek güvenlikli bir hapishanede **hapsedildiler**.
The bird was imprisoned in a small cage.
Kuş küçük bir kafeste **hapsedilmişti**.
She felt imprisoned in her own home during the storm.
Fırtına sırasında kendi evinde **hapsolmuş gibi hissetti**.
He was imprisoned in a routine he couldn’t escape.
Kaçamayacağı bir rutine **hapsedilmişti**.
Sometimes, people feel imprisoned in their own thoughts.
Bazen insanlar kendi düşüncelerine **hapsolmuş** hissederler.
The country was imprisoned in years of civil war and chaos.
Ülke yıllarca süren iç savaş ve kaos içinde **hapsolmuştu**.