"implicated" in Turkish
Definition
Birinin suç, yanlış bir iş veya karmaşık bir duruma dahil olduğundan veya şüphelenildiğinden bahsetmek için kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle resmi veya hukuki konularda, çoğunlukla suçlar ya da skandallarla ilgili olarak kullanılır. Basit bir katılımı değil, sorumluluk ve olumsuzluk ima eder.
Examples
He was implicated in the robbery.
O soyguna **adı karışan** kişi oydu.
Two employees were implicated in the fraud case.
Dolandırıcılık davasında iki çalışan **suçla ilişkilendirilen** olarak gösterildi.
No teachers were implicated in the cheating scandal.
Kopya skandalında hiçbir öğretmenin **adı karışmadı**.
Several politicians were implicated after the documents were leaked.
Belgeler sızdırıldıktan sonra birkaç politikacının **adı karıştı**.
Her name was never officially implicated in the investigation.
Soruşturmada ismi hiçbir zaman resmen **ilişkilendirilmedi**.
Nobody wants to be implicated when things go wrong at work.
İşler ters gittiğinde kimse **adının karışmasını** istemez.