"impassioned" in Turkish
Definition
Bir konuşma, yazı veya eylemin çok güçlü duygular içerdiğini ifade eder.
Usage Notes (Turkish)
Çoğunlukla 'konuşma', 'rica', 'tartışma' gibi kelimelerin önünde kullanılır. Kişileri değil, onların sözlerini veya davranışlarını tanımlar. 'Impassioned' kelimesi, 'passionate' kelimesinden daha güçlü bir duygu ifade eder.
Examples
She gave an impassioned speech about saving the forest.
Ormanı kurtarmak için **tutkulu** bir konuşma yaptı.
The lawyer made an impassioned plea for justice.
Avukat adalet için **tutkulu** bir rica yaptı.
They listened to his impassioned argument in silence.
Onun **tutkulu** argümanını sessizce dinlediler.
Her impassioned letter moved everyone in the room.
Onun **ateşli** mektubu odadaki herkesi duygulandırdı.
The coach gave an impassioned halftime talk that inspired the team.
Antrenör, takımı motive eden **ateşli** bir devre arası konuşması yaptı.
After his impassioned performance, the audience gave a standing ovation.
Onun **tutkulu** performansından sonra seyirciler ayakta alkışladı.