"hotbed" in Turkish
Definition
Bir şeyin (genellikle olumsuz veya heyecan verici) hızlı ve güçlü şekilde geliştiği yer ya da ortam.
Usage Notes (Turkish)
Çoğunlukla olumsuz şeyler (suç, yozlaşma, dedikodu) için kullanılır; bazen olumlu (yaratıcılık, inovasyon) anlamda da olabilir. Çoğunlukla mecazi olarak geçer. 'hotbed of activity' veya 'hotbed for crime' gibi ifadelerde sıkça görülür.
Examples
This area became a hotbed for new ideas.
Bu bölge yeni fikirlerin **merkezi** haline geldi.
The café was a real hotbed of creativity and art.
Kafe yaratıcılık ve sanatın gerçek bir **yuvası**ydı.
During the election, the town became a hotbed for political debate.
Seçim sırasında kasaba siyasi tartışmaların **merkezi** oldu.
That neighborhood is often called a hotbed of innovation in technology.
O mahalle genellikle teknolojide inovasyonun bir **merkezi** olarak adlandırılır.
The city became a hotbed of crime in the 1990s.
Şehir 1990'larda suçun gerçek bir **yuvası** haline geldi.
The internet is a hotbed for rumors.
İnternet dedikodunun tam bir **yuvası**.