"highbrow" in Turkish
Definition
Çok entelektüel, kültürlü veya ciddi sanat ve fikirlerle bağlantılı kişiler ya da şeyler için kullanılır; genellikle elit ve herkese hitap etmeyen anlamı taşır.
Usage Notes (Turkish)
Nötr ya da hafif olumsuz çağrışım yapabilir; bazen de snob veya seçkinci anlamı içerir. 'highbrow taste', 'highbrow magazine' gibi ifadelerde kullanılır. Zıttı 'lowbrow'dur.
Examples
This is a highbrow art gallery.
Burası **entelektüel** bir sanat galerisi.
He prefers highbrow books over popular novels.
O, popüler romanlar yerine **entelektüel** kitapları tercih ediyor.
The museum hosts many highbrow events.
Müze birçok **entelektüel** etkinliğe ev sahipliği yapıyor.
That movie was a bit too highbrow for my taste.
O film benim için biraz fazla **entelektüel**di.
She only listens to highbrow podcasts about philosophy and art.
O, sadece felsefe ve sanatla ilgili **entelektüel** podcast'leri dinliyor.
Not everyone enjoys highbrow humor—sometimes you just want to laugh at something silly.
Herkes **entelektüel** mizahı sevmez—bazen sadece saçma bir şeye gülmek ister insan.