"have a brush with" in Turkish
Definition
Kısa ve yüzeysel bir şekilde, genellikle tehlikeli veya önemli bir şeyle karşılaşmak.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle olumsuz ve ciddi durumlar için kullanılır ('have a brush with the law', 'have a brush with death'). Karşılaşma derin veya uzun süreli değildir.
Examples
Last year, he had a brush with the law.
Geçen yıl, onun **kısa bir karşılaşma**si oldu kanunla.
She had a brush with fame after the video went viral.
Video yayılınca, onun ünlülükle **kısa bir karşılaşma**sı oldu.
Tom had a brush with danger while hiking in the mountains.
Tom dağda yürüyüş yaparken tehlikeyle **kısa bir karşılaşma** yaşadı.
I once had a brush with death when I nearly drowned.
Bir keresinde neredeyse boğuluyordum ve **ölümle kısa bir karşılaşma** yaşadım.
After his brush with the flu, he became more careful about washing his hands.
Grip ile olan **kısa bir karşılaşma**ndan sonra ellerini yıkamada daha dikkatli oldu.
She’s lucky—her brush with the authorities was quickly forgotten.
Şanslıydı—yetkililerle olan **kısa bir karşılaşması** çabucak unutuldu.