"hasten" in Turkish
Definition
Bir işi hızlıca yapmak veya bir olayın beklenenden önce gerçekleşmesini sağlamak.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle resmi ve edebi dilde kullanılır, günlük konuşmada yaygın değildir. 'hasten to do something' (bir şeyi çabucak yapmak), 'hasten someone’s arrival' (birinin gelişini hızlandırmak) gibi kalıplarla kullanılır. Olayları hızlandırma anlamı da taşır.
Examples
He hastened to finish his homework before dinner.
O, akşam yemeğinden önce ödevini bitirmek için **acele etti**.
They hastened their departure to avoid the storm.
Onlar fırtınadan kaçmak için ayrılışlarını **hızlandırdılar**.
Please hasten the process if possible.
Lütfen mümkünse süreci **hızlandırın**.
Realizing he was late, Tom hastened his steps down the hallway.
Geç kaldığını fark eden Tom, koridorda adımlarını **hızlandırdı**.
News of her arrival hastened his decision to leave early.
Onun varış haberi, erken ayrılma kararını **hızlandırdı**.
The company hopes to hasten the launch of the new product.
Şirket, yeni ürünü piyasaya sürmeyi **hızlandırmak** istiyor.