"halting" in Turkish
Definition
Bir şeyi yavaş, belirsiz veya kesintili şekilde yapmak; genellikle kendine güvensizlikten veya kararsızlıktan dolayı.
Usage Notes (Turkish)
'Halting', özellikle konuşma veya hareketlerin duraksayarak, emin olmadan gerçekleştiğini tanımlar. 'halting speech', 'halting progress' ifadelerinde sıkça geçer; fiziksel durdurma için kullanılmaz.
Examples
He gave a halting reply to the question.
O, soruya **tereddütlü** bir yanıt verdi.
Her halting walk showed she was nervous.
Onun **tereddütlü** yürüyüşü, gergin olduğunu gösterdi.
He spoke in a halting voice.
O, **duraksayan** bir sesle konuştu.
Her English was a bit halting, but we understood everything.
İngilizcesi biraz **tereddütlüydü** ama her şeyi anladık.
After the accident, his movements became halting.
Kazadan sonra hareketleri **duraksayan** hâle geldi.
There's a halting rhythm to her speech when she's nervous.
Gergin olduğunda konuşmasında **duraksayan** bir ritim olur.