Type any word!

"flagrant" in Turkish

açıkçagöze batan

Definition

Çok kötü, yanlış veya yasa dışı bir şeyin açıkça ve gizlemeden yapılması.

Usage Notes (Turkish)

Resmi veya yazılı dilde kullanılır. Küçük hatalar için değil, aleni ve utanmadan yapılan bariz yanlışlar için uygundur.

Examples

The referee called a flagrant foul in the game.

Hakem, maçta **göze batan** bir faul çaldı.

It was a flagrant violation of the rules.

Bu, kuralların **açıkça** ihlal edilmesiydi.

He made a flagrant mistake in front of everyone.

Herkesin önünde **göze batan** bir hata yaptı.

That was a flagrant disregard for safety regulations.

Bu, güvenlik kurallarına karşı **açıkça** bir umursamazlıktı.

His lies were so flagrant that nobody believed him.

Onun yalanları o kadar **açıkça** idi ki kimse ona inanmadı.

The company denied any flagrant wrongdoing despite the evidence.

Şirket, kanıtlara rağmen herhangi bir **açıkça** suçlamayı reddetti.