"fight your corner" in Turkish
Definition
Başka biri karşı çıksa da veya tartışsa da, kendi görüşünü, hakkını veya çıkarını kararlılıkla savunmak.
Usage Notes (Turkish)
Fiziksel bir kavga anlamına gelmez; genellikle tartışma, müzakere veya kendini savunma durumlarında kullanılır. 'Her zaman hakkını savunmak gerekir' örneğinde olduğu gibi, sıkça 'her zaman' veya 'zorunda' ile kullanılır.
Examples
She always fights her corner in meetings.
O, toplantılarda her zaman **kendi tarafını savunur**.
If you don't fight your corner, people might ignore your ideas.
Eğer **kendi tarafını savunmazsan**, insanlar fikirlerini görmezden gelebilir.
It's important to fight your corner when you know you are right.
Eğer haklı olduğunu biliyorsan, **haklarını savunmak** önemlidir.
You have to fight your corner in this business or nobody will take you seriously.
Bu işte **kendi tarafını savunmak** zorundasın, yoksa kimse seni ciddiye almaz.
Even when everyone disagreed, he stood up and fought his corner.
Herkes karşı olsa bile, ayağa kalkıp **kendi tarafını savundu**.
"Don't be afraid to fight your corner—your ideas matter here," her boss encouraged.
"**Kendi tarafını savunmaktan** korkma—burada fikirlerin önemli," dedi patronu teşvik ederek.