"exalting" in Turkish
Definition
Birini ya da bir şeyi çok önemli veya övgüye değer göstermek; itibarını, onurunu ya da önemini artırmak.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle resmi, dini veya kültürel ortamlarda kullanılır; günlük konuşmada 'övmek' daha yaygındır. 'Erdemleri yüceltmek', 'bir kahramanı yüceltmek' gibi kalıplarla sık görülür.
Examples
The teacher was exalting the achievements of her students.
Öğretmen, öğrencilerinin başarılarını **yüceltiyordu**.
Many songs are exalting love and kindness.
Birçok şarkı, sevgi ve iyiliği **yüceltiyor**.
The ceremony was about exalting the courage of firefighters.
Tören, itfaiyecilerin cesaretini **yüceltmek** içindi.
He kept exalting his team's hard work in every meeting.
Her toplantıda ekibinin sıkı çalışmasını **yüceltiyordu**.
She wrote an article exalting the values of honesty in business.
İş dünyasında dürüstlük değerlerini **yücelten** bir makale yazdı.
Instead of exalting himself, he thanked those who helped him.
Kendini **yüceltmek** yerine, ona yardım edenlere teşekkür etti.