"espousing" in Turkish
Definition
Bir düşünceyi, inancı veya ilkeyi kabul edip sahiplenerek açıkça savunmak.
Usage Notes (Turkish)
Resmi ya da akademik konuşmalarda yaygındır; daha çok soyut düşünce veya idealler için ve kişisel olarak benimsemeyi vurgular. 'Desteklemek'ten daha derin bir aidiyet içerir.
Examples
By espousing these values, the company changed its culture.
Bu değerleri **benimseyerek**, şirket kendi kültürünü değiştirdi.
She is espousing a new approach to education.
O, eğitime yeni bir yaklaşımı **benimsiyor**.
Many leaders are espousing environmental protection.
Birçok lider çevre korumanın **benimsenmesini** sağlıyor.
He has been espousing equal rights for all.
O, herkes için eşit hakları **benimsemektedir**.
Some politicians are espousing extreme positions to gain attention.
Bazı politikacılar dikkat çekmek için aşırı görüşleri **benimsiyor**.
Instead of just talking, he’s actually espousing real change.
Sadece konuşmak yerine, o gerçekten gerçek değişimi **benimseyip** savunuyor.