"enveloping" in Turkish
Definition
Bir şeyi tamamen örten veya çevreleyen, çoğunlukla koruyan veya içine alan anlamında kullanılır. Hem fiziksel hem duygusal durumlar için kullanılabilir.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok edebi ve betimleyici anlatımlarda kullanılır. Hem fiziksel hem soyut durumlarda geçerlidir; örn. 'enveloping darkness', 'enveloping embrace'. 'Envelope' (zarf) ile karıştırmayın.
Examples
The enveloping fog made it hard to see the road.
**Saran** sis bulutu yolu görünmez hale getirdi.
She wrapped him in an enveloping blanket.
Onu **saran** bir battaniyeye sardı.
The room was filled with an enveloping warmth.
Oda **kuşatan** bir sıcaklıkla doluydu.
He loved the enveloping feeling of the music at the concert.
Konserde müziğin **kuşatan** hissini çok severdi.
An enveloping silence fell across the crowd after the speech.
Konuşmadan sonra kalabalığı **kuşatan** bir sessizlik oldu.
She stepped outside into the enveloping darkness of midnight.
Gece yarısının **kuşatan** karanlığına dışarı çıktı.