"enslaving" in Turkish
Definition
Birini zorla köle haline getirmek veya özgürlüğünü elinden almak; birini tamamen kontrol altına almak.
Usage Notes (Turkish)
Tarihi veya insan haklarıyla ilgili konularda, bazen de metaforik olarak ('enslaving habits' gibi) kullanılır. Kendi isteğiyle yapılan şeyler için kullanılmaz.
Examples
The king was enslaving thousands of people.
Kral binlerce insanı **köleleştiriyordu**.
They stopped enslaving people after the new law was passed.
Yeni yasa çıktıktan sonra insanları **köleleştirmeyi** bıraktılar.
Enslaving others is wrong and unfair.
Başka insanları **köleleştirmek** yanlış ve adaletsizdir.
Some addictions can feel like they are enslaving you.
Bazı bağımlılıklar, seni **köleleştiriyormuş** gibi hissettirebilir.
He described working long hours as enslaving.
Uzun saatler çalışmayı **köleleştirici** olarak tanımladı.
Some leaders gain power by enslaving minds, not just bodies.
Bazı liderler sadece bedenleri değil, zihinleri de **köleleştirerek** güç kazanır.