"engrossed" in Turkish
Definition
Bir şeye tamamen odaklanıp, etrafındaki başka şeylere dikkat etmeme durumu.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle 'bir şeye dalmak' veya 'kendini bir şeye kaptırmak' şeklinde kullanılır. Resmî ve günlük konuşmada yaygın; derin odaklanma anlatır.
Examples
She was engrossed in her book and didn't hear me come in.
Kitabına **dalmıştı**, benim girdiğimi duymadı.
The children were engrossed in the movie.
Çocuklar filme **kendilerini kaptırmıştı**.
He looked engrossed in his work.
O işine **dalmış** görünüyordu.
I was so engrossed in the game that I forgot to eat lunch.
Oyuna o kadar **dalmıştım** ki öğle yemeğini unuttum.
She gets engrossed in conversations and loses track of time.
Sohbetlere **daldığında** zamanın nasıl geçtiğini anlamıyor.
Don’t bother him now—he's engrossed in that project.
Şimdi onu rahatsız etme—o, o projeye **dalmış** durumda.