"endow with" in Turkish
Definition
Birine ya da bir şeye genellikle olumlu ya da değerli bir özellik, yetenek veya nitelik kazandırmak.
Usage Notes (Turkish)
Resmi veya edebi anlatımlarda kullanılır. Fiziksel bir nesne vermek için değil, özellik ve yetenek kazandırmak anlamında kullanılır. Genellikle 'birini/bir şeyi bir özellik ile donatmak' şeklindedir.
Examples
Nature endows some people with artistic talent.
Doğa, bazı insanları sanatsal yetenekle **donatır**.
The grant endowed the school with a new library.
Bağış, okulu yeni bir kütüphane ile **donattı**.
She was endowed with great intelligence.
O, büyük bir zekâyla **donatılmıştı**.
His calm presence endows the team with confidence.
Onun sakin duruşu takıma güven **kazandırıyor**.
Good leaders are often endowed with strong communication skills.
İyi liderler genellikle güçlü iletişim becerileriyle **donatılmıştır**.
The award endowed her with a sense of accomplishment.
Ödül ona başarma duygusu **kazandırdı**.