"encircled" in Turkish
Definition
Bir şey veya biri tarafından tamamen çevrelenmiş ya da halkaya alınmış olma durumu. İnsanlar, yerler veya nesneler için kullanılabilir.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok resmi veya betimleyici yazılarda kullanılır. 'Encircled by', 'encircled area' gibi kalıplarla sık görülür, askeri, coğrafi ve şiirsel anlatımlarda yer alır.
Examples
The castle was encircled by a stone wall.
Kale taş bir duvarla **çevriliydi**.
On the map, the city is encircled in red.
Haritada şehir kırmızıyla **çevrili**.
The enemy soldiers were encircled and could not escape.
Düşman askerleri **çevriliydi** ve kaçamıyorlardı.
She felt encircled by problems at work and at home.
İş ve evdeki sorunlarla **çevrili** hissetti.
The children encircled the campfire, singing songs together.
Çocuklar kamp ateşini **çevreleyip** hep birlikte şarkı söylediler.
During the parade, the crowds encircled the performers, cheering loudly.
Geçit töreninde kalabalıklar göstericileri **çevreleyip** coşkuyla alkışladı.