"empower" in Turkish
Definition
Birine güç, özgüven ya da kendi hayatı üzerinde kontrol sağlama yetkisi vermek.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok resmî, iş, eğitim ve toplumsal değişim konularında kullanılır. 'empower women', 'empower employees' gibi ifadelerde sık görülür. 'enable' ve 'authorize' ile karıştırmayın.
Examples
The program aims to empower young people to start their own businesses.
Programın amacı, gençlere kendi işlerini kurma konusunda **güç vermektir**.
Education can empower people to improve their lives.
Eğitim insanlara hayatlarını iyileştirmeleri için **güç verebilir**.
She worked to empower women in her community.
Kendi topluluğundaki kadınları **güçlendirmek** için çalıştı.
Good leaders don't just command; they empower their teams to find solutions.
İyi liderler sadece emir vermez; ekiplerine çözüm bulmaları için **yetki verir**.
Social movements can empower entire communities to bring about change.
Sosyal hareketler, tüm topluluklara değişim yaratmaları için **güç verebilir**.
That workshop really empowered me to speak up at work.
O atölye bana işyerinde kendimi ifade etmem için gerçekten **güç verdi**.