"embroil in" in Turkish
Definition
Genellikle sorun, çatışma veya tartışma içeren zor bir duruma karışmak veya çekilmek.
Usage Notes (Turkish)
Yarı resmi veya resmi; çoğunlukla olumsuz ya da karmaşık durumlarda, pasif yapıda kullanılır ('was embroiled in'). Nötr 'involve' ile karıştırmayın.
Examples
She got embroiled in a heated argument at work.
İş yerinde hararetli bir tartışmaya **karıştı**.
The company was embroiled in a scandal last year.
Şirket geçen yıl bir skandala **karıştı**.
He found himself embroiled in a family dispute.
Kendini aile içi bir tartışmaya **karışmış** buldu.
Reporters were quickly embroiled in the chaos at the protest.
Muhabirler protestodaki kaosa hızla **karıştı**.
I never thought I'd get embroiled in office politics, but here I am.
Ofis politikalarına **karışacağımı** hiç düşünmezdim, ama işte buradayım.
The celebrity was quickly embroiled in rumors after the interview.
Ünlü kişi röportajdan sonra hızla dedikodulara **karıştı**.