"drain" in Turkish
Definition
İsim olarak, su veya başka sıvıyı dışarı taşıyan boru veya delik. Fiil olarak, sıvıyı akıtmak veya yavaşça enerji, para gibi kaynağı tüketmek anlamına gelir.
Usage Notes (Turkish)
Hem isim hem fiil olarak yaygındır. Su için 'kitchen drain', 'floor drain' kullanılır; kaynaklar veya enerji anlamında ise 'drain your energy', 'drain resources' gibi kalıplar kullanılır. Tesisatta sayılabilir, kaynak anlamında soyut bir kullanımdır.
Examples
Water is going down the drain.
Su **drenaj**dan aşağıya gidiyor.
Please drain the pasta before serving it.
Makarnayı servis etmeden önce lütfen **suyunu süzün**.
This game can drain your phone battery fast.
Bu oyun telefonunun pilini çabucak **tüketebilir**.
All that extra paperwork really drains me by the end of the day.
Bu kadar fazla evrak işi günün sonunda beni gerçekten **bitiriyor**.
We spent so much on repairs that it felt like money going down the drain.
Tamire o kadar çok para harcadık ki, sanki para **drenaj**dan gitmiş gibi hissettik.
If the sink won’t drain, there’s probably something stuck in the pipe.
Eğer lavabo **boşalmıyorsa**, boruda bir şey tıkanmış olabilir.