"distaste" in Turkish
Definition
Bir şeyi hoş bulmama veya sevmeme duygusu, genellikle o şeyi rahatsız edici bulduğunuzda hissedilir.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok duygusal rahatsızlık veya hoşnutsuzluk için kullanılır; fiziksel tat ile ilgisi yoktur. 'distaste for...' şeklinde kullanılır. 'disgust'tan daha hafif bir duygudur.
Examples
I have a distaste for spicy food.
Baharatlı yiyeceklere karşı bir **hoşnutsuzluğum** var.
Her distaste for smoking is obvious.
Onun sigaraya karşı bir **hoşnutsuzluğu** olduğu bellidir.
He showed distaste at the unfair decision.
O, adaletsiz karara karşı **hoşnutsuzluk** gösterdi.
She couldn't hide her distaste when she saw the mess in the kitchen.
Mutfaktaki dağınıklığı görünce **hoşnutsuzluğunu** gizleyemedi.
There's always been a certain distaste in the family for loud arguments.
Ailede yüksek sesli tartışmalara karşı her zaman belirli bir **hoşnutsuzluk** olmuştur.
He tried to hide his distaste, but it was clear from his expression.
**Hoşnutsuzluğunu** gizlemeye çalıştı ama yüz ifadesinden belliydi.