"dispositive" in Turkish
Definition
Hukukta 'dispositive', bir meselenin veya davanın sonucunu belirleyen unsur, kanıt veya maddeyi ifade eder.
Usage Notes (Turkish)
Oldukça resmi ve genellikle hukuki yazışmalarda veya tartışmalarda kullanılır. 'dispositive evidence', 'dispositive clause' gibi kalıpları hukukçular kullanır.
Examples
The judge considered the dispositive facts before making a decision.
Yargıç, karar vermeden önce **sonuç belirleyici** gerçekleri dikkate aldı.
A dispositive clause in the contract specified the payment terms.
Sözleşmedeki **sonuç belirleyici** madde ödeme şartlarını belirledi.
The lawyer filed a dispositive motion to end the case quickly.
Avukat, davayı hızlıca sona erdirmek için **sonuç belirleyici** bir dilekçe verdi.
There was no dispositive evidence to settle the argument.
Tartışmayı sonuçlandıracak herhangi bir **sonuç belirleyici** kanıt yoktu.
If the court finds the clause to be dispositive, the case could end soon.
Mahkeme, maddeyi **sonuç belirleyici** bulursa dava yakında sona erebilir.
That contract term just isn’t dispositive enough to make a real difference in court.
O sözleşme maddesi, mahkemede gerçek bir fark yaratacak kadar **sonuç belirleyici** değil.