"decaying" in Turkish
Definition
Zamanla ya da bakımsızlık nedeniyle yavaşça çürüyen ya da bozulmakta olan bir şeyi ifade eder. Bitki, yiyecek veya bina gibi şeyler için kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
"çürüyen" genelde yaprak, yiyecek, odun gibi organik şeyler için; bazen binalar veya toplumlar için mecaz anlamda kullanılır. "rotten"'dan daha betimleyici ve resmidir.
Examples
The decaying leaves covered the ground in autumn.
Sonbaharda yere **çürüyen** yapraklar kaplamıştı.
There was a decaying apple in the kitchen.
Mutfakta **çürüyen** bir elma vardı.
The abandoned house was full of decaying wood.
Terkedilmiş evde **çürüyen** ahşap doluydu.
The smell of decaying food made it clear nobody had cleaned the fridge for weeks.
**Çürüyen** yiyecek kokusu, haftalardır buzdolabının temizlenmediğini gösteriyordu.
You could hear the creak of decaying floorboards with every step.
Her adımda **çürüyen** döşeme tahtaları gıcırdıyordu.
Many say the decaying city needs new life and investment.
Birçok kişi, **çürüyen** şehrin yeni bir canlanmaya ve yatırıma ihtiyacı olduğunu söylüyor.