"deafening" in Turkish
Definition
Başka hiçbir şeyi duyamayacak kadar yüksek ses; bazen çok yoğun bir sessizliği de ifade eder.
Usage Notes (Turkish)
'deafening roar', 'deafening applause' gibi çok kuvvetli sesler için kullanılır; 'deafening silence' ise olağanüstü bir sessizliği vurgular. Orta şiddetli sesler için uygun değildir.
Examples
The music at the concert was deafening.
Konserdeki müzik **kulakları sağır eden**di.
The crowd's deafening cheers filled the stadium.
Kalabalığın **kulakları sağır eden** tezahüratları stadyumu doldurdu.
There was a deafening noise when the building collapsed.
Bina çöktüğünde **kulakları sağır eden** bir ses duyuldu.
Suddenly, the room fell into a deafening silence.
Birden oda **kulakları sağır eden** bir sessizliğe büründü.
His alarm clock makes a deafening sound every morning.
Onun çalar saati her sabah **kulakları sağır eden** bir ses çıkarır.
When the fire alarm went off, the deafening siren startled everyone.
Yangın alarmı çaldığında, **kulakları sağır eden** siren herkesi şaşırttı.