"counteract" in Turkish
Definition
Bir etkinin gücünü azaltmak, etkisiz hale getirmek ya da ortadan kaldırmak için bir şey yapmak.
Usage Notes (Turkish)
Resmî ve bilimsel konuşmada sıklıkla kullanılır; genellikle olumsuz etkileri gidermek için tercih edilir. Doğrudan fiziksel mücadele anlamına gelmez.
Examples
We need to counteract the rising pollution in our city.
Şehrimizde artan kirliliği **etkisini azaltmak** gerekiyor.
This medicine will counteract the effects of your allergy.
Bu ilaç, alerjinizin etkilerini **etkisizleştirecek**.
They used special chemicals to counteract the poison.
Zehirli etkiyi **etkisizleştirmek** için özel kimyasallar kullandılar.
Coffee can sometimes counteract the effects of sleeping pills, so be careful.
Kahve bazen uyku ilacının etkisini **azaltabilir**, bu yüzden dikkatli olun.
We need new policies to counteract the economic downturn.
Ekonomik durgunluğu **etkisini azaltmak** için yeni politikalara ihtiyacımız var.
He tried to counteract his nervousness by taking deep breaths.
Endişesini **etkisini azaltmak** için derin nefes aldı.