"corespondent" in Turkish
Definition
Boşanma davasında, çiftlerden biriyle ilişki yaşadığı iddia edilen üçüncü kişiye verilen unvandır. Genellikle hukuki bağlamda kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Kelime nadir ve resmî- hukukidir. 'Correspondent' (gazeteci) ile karıştırılmamalıdır. Neredeyse yalnız İngiliz hukukunda görülür.
Examples
The judge asked the corespondent to appear in court.
Hakim, **müdahil**in mahkemeye gelmesini istedi.
In this divorce case, Emma was named as the corespondent.
Bu boşanma davasında Emma, **müdahil** olarak adlandırıldı.
A corespondent must answer to the court’s questions.
Bir **müdahil**, mahkemenin sorularını yanıtlamak zorundadır.
To everyone’s surprise, the corespondent actually admitted the affair.
Herkesi şaşırtan şekilde, **müdahil** gerçekten ilişkisini itiraf etti.
If a married person is accused of adultery, the supposed partner is called the corespondent.
Evli bir kişiye zina suçlaması yapılırsa, iddia edilen partner '**müdahil**' olarak adlandırılır.
You almost never hear the word corespondent outside of legal documents.
Hukuki belgeler dışında '**müdahil**' kelimesini neredeyse hiç duymazsınız.