"contrive" in Turkish
Definition
Zor bir durumda ustalıkla ya da akıllıca bir yol bularak bir şeyi yapmak, planlamak veya başarmak.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle resmi ve edebi anlatımlarda kullanılır; zekice veya yapay/abartılı bir durumu gösterir. 'contrived excuse' gibi kullanımlar yapaylığı ima eder.
Examples
He managed to contrive a way to fix the problem.
Sorunu çözmek için bir yol **ayarlamayı** başardı.
They contrived an excuse for being late.
Geç kalmak için bir bahane **düzenlediler**.
She contrived a plan to surprise her friend.
Arkadaşını şaşırtmak için bir plan **tasarladı**.
How did you contrive to get two days off work?
İki gün izin almayı nasıl **ayarladın**?
Everything about his story felt a little contrived.
Hikayesindeki her şey biraz **yapay** geldi.
If we can contrive a meeting, I’d love to catch up soon.
Bir buluşmayı **ayarlayabilirsek**, yakında görüşmek isterim.