Type any word!

"coalesce" in Turkish

birleşmekbütünleşmek

Definition

Ayrı ayrı parçaların veya grupların birleşerek tek bir bütün oluşturması.

Usage Notes (Turkish)

Resmi veya akademik ortamlarda kullanılır; fikirler, gruplar ya da soyut kavramlar için yaygındır. Gündelik dilde 'birleşmek' veya 'bütünleşmek' daha doğaldır. İsim hali 'coalescence'dir.

Examples

The two companies will coalesce to form a stronger business.

İki şirket **birleşerek** daha güçlü bir işletme oluşturacak.

Different cultures sometimes coalesce into a unique community.

Farklı kültürler bazen **bütünleşip** kendine özgü bir toplum oluşturabilir.

The ideas began to coalesce during the meeting.

Toplantı sırasında fikirler **birleşmeye** başladı.

Over time, our small projects coalesced into a large organization.

Zamanla, küçük projelerimiz **birleşerek** büyük bir organizasyon oluşturdu.

It took years for their visions to finally coalesce into a clear plan.

Vizyonlarının sonunda net bir plana **bütünleşmesi** yıllar aldı.

When public opinion coalesces, real change can happen quickly.

Kamuoyu **birleşince**, gerçek değişim hızla gerçekleşebilir.