"carry" in Turkish
Definition
Bir şeyi elinizde ya da kucağınızda tutarak bir yerden başka bir yere götürmek. Ayrıca bir şeyi içermek veya desteklemek anlamına da gelir.
Usage Notes (Turkish)
'taşımak' hem fiziksel hem de sorumluluk gibi soyut şeyler için kullanılır. 'carry on' (devam etmek), 'carry out' (yerine getirmek) yaygındır. 'bring' ve 'take' ile karıştırmayın.
Examples
Can you carry this box for me?
Bu kutuyu benim için **taşıyabilir** misin?
She always carries her phone in her pocket.
O her zaman telefonunu cebinde **taşır**.
The river carries water to the sea.
Nehir suyu denize **taşır**.
I forgot to carry my umbrella, and then it started raining.
Şemsiyemi **yanıma almayı** unuttum, sonra yağmur başladı.
He doesn't like to carry cash; he pays by card.
Nakit **taşımaktan** hoşlanmaz; kartla öder.
The news carried a story about the event last night.
Haberlerde dün geceki olayla ilgili bir haber **yer aldı**.