"caldron" in Turkish
Definition
Kazan, genellikle açık ateşte sıvı kaynatmak için kullanılan büyük ve yuvarlak metal bir tenceredir. Folklor ve cadı hikayelerinde sıkça geçer.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok eski hikâyeler, efsaneler ve büyücülükle ilgili ortamlarda geçer. Günlük mutfakta ‘tencere’ daha çok kullanılır.
Examples
The witch stirred her caldron over the fire.
Cadı, ateşin üzerinde **kazan**ını karıştırıyordu.
Soup was cooking in a big caldron outside.
Dışarıda büyük bir **kazan**da çorba pişiyordu.
They filled the old caldron with water.
Eski **kazan**ı suyla doldurdular.
The festival had a massive caldron where everyone dropped in their vegetables for soup.
Festivalde herkesin çorba için sebzelerini attığı dev bir **kazan** vardı.
When November came, grandma used her ancient caldron to make jam for the whole family.
Kasım gelince, büyükanne tüm aile için eski **kazan**ında reçel yaptı.
Rumors said the haunted house had a bubbling caldron in the basement.
Söylentilere göre, perili evin bodrumunda fokurdayan bir **kazan** varmış.