"burn your bridges" in Turkish
Definition
Bir şeyi geri dönülmez hale getirmek, özellikle ilişki veya fırsatları tamamen sonlandırmak demektir.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle gayri resmi ve konuşma dilinde, geri dönülmesi imkânsız kararlar için kullanılır. Kelimenin tam anlamıyla kullanılmaz.
Examples
If you quit your job angrily, you might burn your bridges.
İşten öfkeyle ayrılırsan, **köprüleri yakabilirsin**.
She didn't want to burn her bridges with her old friends.
Eski arkadaşlarıyla **köprüleri yakmak** istemedi.
Be careful not to burn your bridges when leaving a company.
Bir şirketten ayrılırken **köprüleri yakmamaya** dikkat et.
He gave his boss a piece of his mind and totally burned his bridges.
Patronuna açıkça konuştu ve tamamen **köprüleri yaktı**.
Don't burn your bridges—you never know who you'll need in the future.
**Köprüleri yakma**—ileride kime ihtiyacın olacağını bilemezsin.
I knew quitting that way would burn my bridges, but I did it anyway.
Böyle istifa edersem **köprüleri yakacağımı** biliyordum ama yine de yaptım.