"burgeoning" in Turkish
Definition
Yeni ortaya çıkan ve hızla büyüyen, gelişen bir alan, sektör veya ilgi.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle medya ve akademik metinlerde, yeni ve hızla büyüyen sektör, trend veya ilgi alanları için kullanılır. Fiziksel büyüme için kullanılmaz.
Examples
The city's burgeoning tech industry is creating many new jobs.
Şehrin **hızla gelişen** teknoloji sektörü çok sayıda yeni iş oluşturuyor.
There is a burgeoning interest in healthy eating.
Sağlıklı beslenmeye karşı **hızla gelişen** bir ilgi var.
Their burgeoning friendship was clear to everyone.
Onların **hızla gelişen** dostluğu herkesin dikkatini çekti.
Social media platforms are trying to keep up with the burgeoning demand for short videos.
Sosyal medya platformları, kısa videolara olan **hızla büyüyen** talebe yetişmeye çalışıyor.
The café owes its success to the burgeoning art scene in the neighborhood.
Kafenin başarısında mahalledeki **hızla gelişen** sanat ortamının payı büyük.
We're seeing a burgeoning number of startups focused on green energy.
Yeşil enerjiye odaklanan girişimlerin **hızla artan** sayısını görüyoruz.