Type any word!

"bring down on" in Turkish

başına getirmeküzerine çekmek

Definition

Kendi ya da bir başkasının davranışı sonucu genellikle kötü ya da istenmeyen bir durumu meydana getirmek.

Usage Notes (Turkish)

'başına getirmek' genellikle dert, ceza veya kötü sonuçlar için kullanılır; olumlu durumlar için kullanılmaz.

Examples

His careless actions brought down on him a lot of criticism.

Dikkatsiz davranışları ona çok fazla eleştiriyi **başına getirdi**.

She didn't want to bring down on her family any more problems.

Ailesine daha fazla sorun **başına getirmek** istemedi.

The manager warned that breaking the rules could bring down on us serious consequences.

Yönetici, kuralları çiğnemenin bize ciddi sonuçlar **başına getirebileceğini** uyardı.

He made some bad investments that brought down on him a financial disaster.

Kötü yatırımlar, ona maddi felaketi **başına getirdi**.

Posting that comment online might bring down on you a lot of unwanted attention.

O yorumu internete koymak sana istenmeyen çok dikkat **başına getirebilir**.

If you lie to your boss, you could bring down on yourself some serious trouble.

Patronuna yalan söylersen ciddi bir belayı **başına getirebilirsin**.