"brae" in Turkish
Definition
'Brae', özellikle İskoçya'da, nehir ya da yol kenarındaki küçük tepe ya da yamaç anlamına gelir.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle İskoçya ve Kuzey İngiltere’de yer adlarında veya şiirsel ifadelerde geçer; günlük İngilizcede nadir kullanılır ve 'bray' ile karıştırılmamalıdır.
Examples
They walked up the brae to see the view.
Manzarayı görmek için **yamaç**a tırmandılar.
There are wild flowers all over the brae.
**Yamaç**ın her yerinde yabani çiçekler var.
The house sits on a green brae by the river.
Ev, nehir kenarındaki yeşil bir **yamaç**ta duruyor.
From the top of the brae, the village looked tiny.
**Yamaç**ın tepesinden köy küçücük görünüyordu.
"Let's race down the brae!" shouted the children.
"Haydi **yamaçtan** koşarak inelim!" diye bağırdı çocuklar.
She liked to sit quietly on the brae and listen to the river.
O, nehir kenarındaki **yamaç**ta sessizce oturup su sesini dinlemeyi severdi.