"blanketed" in Turkish
Definition
Bir şeyin tamamen üstünün, adeta bir battaniyeyle kapatılmış gibi örtülmesi. Genellikle kar, sis veya karanlık bir yeri tümüyle sardığında kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Sadece battaniye ile değil; kar, sis, sessizlik veya karanlık gibi şeylerle tamamen kaplanmak anlamında edebi bir şekilde kullanılır. Biraz resmi ya da şiirsel bir ifadedir.
Examples
The ground was blanketed with snow in the morning.
Sabahleyin yerler karla **örtülmüş**tü.
The city was blanketed in thick fog.
Şehir yoğun sisle **örtülmüş**tü.
Last night, silence blanketed the house.
Dün gece ev sessizlikle **örtülmüş**tü.
After the storm, everything was blanketed in white.
Fırtınadan sonra her şey beyaza **örtülmüş**tü.
Darkness blanketed the valley as the sun set.
Güneş batarken vadi karanlıkla **örtülmüş**tü.
The picnic area was blanketed with fallen leaves.
Piknik alanı dökülmüş yapraklarla **örtülmüş**tü.