"berating" in Turkish
Definition
Birini kızgın ve sert bir şekilde uzun süre azarlamak veya suçlamak.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle sert ve uzun süreli eleştiriler için kullanılır. 'Azarlamak' kamuya açık küçük düşürme içerebilir. Daha hafif anlamlısı 'uyarmak' veya 'ikaz etmek'.
Examples
The teacher was berating the student for being late.
Öğretmen, öğrenciye geç kaldığı için **azarlıyordu**.
He was berating himself for making a mistake at work.
İşyerinde hata yaptığı için kendini **azarlıyordu**.
Her mother was berating her for not cleaning her room.
Annesi, odasını temizlemediği için onu **azarlıyordu**.
My boss spent ten minutes berating me in front of the whole team.
Patronum tüm ekibin önünde on dakika boyunca beni **azarladı**.
Instead of berating him, try helping him fix his mistake next time.
Onu **azarlamak** yerine, bir dahaki sefere hatasını düzeltmesine yardım etmeyi dene.
She kept berating her friend over something that happened years ago.
On yılardır önce olan bir şey için arkadaşını **azarlamaya** devam etti.