"bear your cross" in Turkish
Definition
Kaçınılmaz zorluklara sabırla katlanmak ve onları kabul etmek.
Usage Notes (Turkish)
Bu deyim, dini veya edebi, ciddi sohbetlerde kullanılır; günlük küçük sorunları anlatmak için kullanılmaz.
Examples
Everyone has to bear their cross in life.
Herkes hayatında kendi **haçını taşımak** zorundadır.
She had to bear her cross after losing her job.
İşini kaybettikten sonra, kendi **haçını taşımak** zorunda kaldı.
Sometimes we must bear our cross without complaining.
Bazen şikayet etmeden kendi **haçımızı taşımamız** gerekir.
Dealing with his illness, he learned to bear his cross with dignity.
Hastalığıyla başa çıkarken, kendi **haçını onurla taşımayı** öğrendi.
It's tough right now, but I have to bear my cross like everyone else.
Şu anda zor bir dönem ama herkes gibi ben de kendi **haçımı taşımam** gerekiyor.
You can't escape problems forever—you have to bear your cross at some point.
Sorunlardan sonsuza kadar kaçamazsın—bir noktada kendi **haçını taşımak** zorundasın.