"accumulate" in Turkish
Definition
Zaman içinde para, toz, bilgi veya deneyim gibi şeyleri yavaş yavaş toplamak ya da biriktirmek.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle resmi anlamda, zamanla artan nesneler ya da kavramlar için kullanılır ('accumulate wealth', 'accumulate knowledge'). Canlılar için kullanılmaz.
Examples
He likes to accumulate coins from different countries.
O, farklı ülkelerden madeni paraları **biriktirmeyi** sever.
Dust can accumulate on surfaces if you do not clean regularly.
Düzenli temizlemezseniz, yüzeylerde toz **birikebilir**.
You can accumulate points by playing the game every day.
Oyunu her gün oynayarak puan **biriktirebilirsin**.
Over the years, she managed to accumulate a lot of valuable experience in her job.
Yıllar içinde, işinde çok değerli deneyimler **biriktirmeyi** başardı.
If you don't pay your bills on time, the charges will accumulate quickly.
Faturalarınızı zamanında ödemezseniz, masraflar hızla **birikir**.
I never realized how much clutter could accumulate in just one year.
Bir yılda bu kadar fazla dağınıklığın **birikebileceğini** hiç fark etmemiştim.