"abounding" in Turkish
Definition
Bir şeyin çok bol ya da fazlaca bulunması durumunu ifade eder. Genellikle bir yerin veya şeyin belli bir niteliğe sahip olduğunu vurgular.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle edebi veya resmî ifadelerde geçer. 'with' ya da 'in' ile birlikte sıkça kullanılır: 'abounding in courage', 'abounding with opportunities'. Bir yerde bolluk veya zenginlik anlatılır.
Examples
The garden is abounding with flowers in spring.
Bahar aylarında bahçe **çiçeklerle dolup taşar**.
This area is abounding in natural beauty.
Bu bölge **doğal güzelliklerle dolu**.
She is abounding with ideas for the new project.
Yeni projeyle ilgili **bolca** fikri var.
His stories are always abounding in humor and adventure.
Onun hikâyeleri her zaman mizah ve macera ile **dolu**.
The internet is abounding with information on any topic you can imagine.
İnternette aklınıza gelebilecek herhangi bir konuda **bilgi bolca bulunur**.
After the rain, the fields were abounding with life.
Yağmurdan sonra tarlalar **canlılıkla doldu**.