"abound" in Turkish
Definition
Bir şeyin çok fazla miktarda bulunması ya da bir yerde bolca mevcut olması.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle resmi veya betimleyici dilde kullanılır. Doğrudan nesneyle kullanılmaz ve günlük konuşmada pek rastlanmaz.
Examples
Flowers abound in this garden in spring.
İlkbaharda bu bahçede çiçekler **bol olur**.
Opportunities abound for those who work hard.
Çok çalışanlar için **bolca fırsat** vardır.
Wild animals abound in this forest.
Bu ormanda vahşi hayvanlar **bol**.
Rumors abound when something big happens in town.
Kasabada büyük bir şey olunca **söylentiler bol olur**.
Mistakes abound in this report, so check everything twice.
Bu raporda **hatalar bol**, bu yüzden her şeyi iki kez kontrol et.
On the internet, opinions abound about almost everything.
İnternette, hemen her konuda **bolca görüş vardır**.