"wont" in Turkish
Definition
Bir kişinin genellikle yaptığı davranış veya alışılmış hareketidir, çoğunlukla edebi ve resmi dilde kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
'wont' günlük konuşmada nadir, genellikle edebî ya da resmi metinlerde görülür. 'won't' ile karıştırmayın. Sık kullanılan kalıp: 'as is his/her wont'.
Examples
He greeted her in his usual wont.
Onu kendi **alışkanlığı** üzere selamladı.
She woke up early, as was her wont.
O, kendi **alışkanlığı** üzere erken kalktı.
It was the teacher’s wont to arrive before the students.
Öğretmenin öğrencilerden önce gelmesi onun **alışkanlığı**ydı.
As he is wont to do, Tom made a joke at the meeting.
Tom, **alışkanlığı** üzere toplantıda şaka yaptı.
Mary, as she was wont to do, arrived with a smile on her face.
Mary, kendi **alışkanlığı** üzere, gülümseyerek ortaya çıktı.
He cooked a big breakfast for his family, as was his wont on Sundays.
O, pazar günleri ailesine büyük bir kahvaltı hazırlamayı **alışkanlık** edinmişti.